|
MALATYA KAYISISI
Kayısının Tarihçesi;
Tarihi kaynaklara göre Türkistan, Orta Asya ve Batı Çin’i
içerisine alan çok geniş bir bölgenin kayısının ana vatanı
olduğu sanılmaktadır. Günümüzden 5000 yıl gibi çok uzun bir
zaman önce kayısı bu bölgede bilinmekte ve tarımı yapılmaktaydı.
Büyük İskender’in seferleri sırasında kayısı M.Ö. IV’yy’da
Anadolu’ya getirilmiş yetişmesi için uygun iklim ve toprakları
Anadolu’da bulunduğundan Anadolu kayısının ikinci vatanı
olmuştur. M.Ö. I. Yy’da Roma ve Pers savaşları sırasında Ermeni
tüccarlar tarafından önce İtalya’ya sonra da Yunanistan’a
götürülmüştür. İtalya ve Yunanistan’dan diğer Avrupa ülkelerine
geçişi uzun yıllar almış 13. Yy’da İspanya ve İngiltere, 17.
Yy’da da Fransa ve Amerika’ya da götürülmüştür.
Kayısı,
coğrafik olarak dünyanın hemen hemen her yerine dağılmış olsa da
daha çok Akdeniz’e yakın olan ülkelerde Avrupa, Orta Asya,
Amerika ve Afrika kıtalarına yayılmış ve burada yetişme alanları
bulmuştur. Dünya yaş kayısı üretiminde Türkiye birinci
sıradadır. Türkiye’yi İspanya, İtalya, birleşik devletler
topluluğu, İran Fransa, Yunanistan ve ABD izlemektedir. Bu
birinci grup ülkelerin yaş kayısı üretimleri 100 bin tonun
üzerindedir. Birinci gruba Fas, Pakistan, Suriye, Çin, Güney
Afrika, Macaristan, eski Yugoslavya, Romanya, Avustralya, takip
etmektedir.
Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 10-15’inin yapıldığı
Türkiye’de 6 kayısı bölgesi bulunmaktadır. Bu bölgeler;
Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi
Kars, Iğdır bölgesi
Akdeniz (Mersin, Mut, Antakya) bölgesi
Marmara Bölgesi
Ege Bölgesi
İç Anadolu Bölgesi
Bu bölgeler içerisinde Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi
dışındaki bölgelerin üretimleri sofralık tüketime yöneliktir.
Birinci bölgedeki kayısıların çoğunluğu kurutulmakta ve bu bölge
dünya kuru kayısı üretiminin yaklaşık % 85-90’ını
karşılamaktadır.
KAYISI BAHÇESİ TESİSİ
Giriş
Kayısı, derin, iyi geçirgen, iyi havalanan, sıcak ve besin
maddelerince zengin, kumlu, tınlı, humuslu toprakları seven bir
meyvedir. Ağaçlar kuvvetli, büyük, yayvan taç teşkil eder. 8-10
metreye kadar boylanabilir. Kışı soğuk, yazı sıcak iklimlerin
meyvesidir. Yaz aylarında nem oranının düşük olması meyvelerin
kalitesi için önemlidir. Kayısılar taze, kurutulmuş veya meyve
suyu olarak bütün yıl boyunca tüketilebilen meyvelerdendir.
Kayısı yetiştiriciliği uzun vadeli ve pahalı bir yatırımdır. Bu
sebeple bahçe kurarken çok iyi planlama yapılmalıdır. Yapılacak
hata, toprak, para ve emek israfıdır. Bu nedenle, bahçeler
kurulmadan önce Tarım Kuruluşlarıyla sıkı işbirliği yapılarak,
çalışmalara başlanılmalıdır.
Bahçe Yerinin Seçimi
-İlkbaharın geç donlarından etkilendiği için ova ve çukur
yerlerden ziyade yamaç ve sırtlar tercih edilmelidir .
-Güney, güneydoğu ve güneybatı yönlerine dikilmelidir.
-Irmak kenarlarından, soğuk havaların toplandığı veya sis çöken
çukur yerlerden kaçınılmalıdır.
-Kayısı, ağır ve çok nemli killi topraklar hariç olmak üzere
derin, geçirgen, iyi havalanan, sıcak ve besin maddelerince
zengin, ince dokulu, tınlı veya tınlı-kireçli, humuslu
topraklarda en iyi şekilde yetişir.
Dikime Hazırlık
Kayısı bahçesi tesis edilecek arazi ilkbaharda krizma edilerek
veya derince birkaç kez alt üst etmek suretiyle işlenir, toprak
sonbahara kadar dinlenmeye bırakılır. İmkanlar elverirse arazi
tesviye edilmelidir. Yamaç araziler, arazinin meyil durumuna
göre teraslama yapıldıktan sonra bahçe tesisi yapılmalıdır. Ağır
topraklarda dönüme 2-3 ton kadar çiftlik gübresi serpilip
sürümle toprağa karıştırılmalıdır.
Dikim Şekilleri
Bahçe tesis
edilecek yerin şekli, arazinin meyili, ara ziraatı yapılıp
yapılmayacağı gibi durumlar göz önüne alınarak dikim
şekillerinden biri tatbik edilir. Ayrıca, toprağın verimlilik
derecesi, sulam a
imkanları ve dikilecek kayısı çeşidine göre aralık verilir.
Kare Şeklinde Dikim
En çok kullanılan dikim şeklidir. Bu usulde dikilen ağaçların
sıralar arası ve sıra üzeri mesafeler birbirine eşittir. Bu
mesafeler 10x10 veya 12x12 metre olarak uygulanmalıdır.
Uygulamada ilk sıra, tarla kenarından itibaren bir aralık
boyunun yarısı kadar içeriden işaretlenir. Bir aralık boyu 10 m.
bırakılacaksa tarla kenarından 5 m. içeriden ilk işaretleme yeri
tespit edilir.
Dikdörtgen Şeklinde Dikim
Bu şekilde dikim ara ziraatı yapılmak istenildiğinde tercih
edilir. Dikdörtgen şeklinde tesis edilen bahçelerde sıralar
arasındaki mesafeler, sıra üzeri mesafelerden daha fazladır. Bu
mesafeler toprağın yapısına göre değişmekle beraber ortalama
sıra arası 12 m. sıra üzeri 10 m. olarak tesis edilir.
Üçgen Şeklinde Dikim
Üçgen şeklindeki dikim, meyilli ve yamaç araziler için uygundur.
Bu usulde bahçe tesis etmek için fidanlar eşkenar üçgenin
köşelerine dikilir. Köşeler arasındaki mesafe 8 veya 10 m.
olmalıdır.
Fidan Seçimi
-Tercih edilen çeşit ismine doğru olmalıdır.
-Sertifik alı
fidanlar dikilmelidir. Bu, ağacın hastalıksız olması için
gereklidir.
-Fidanlar bir yaşında olmalıdır.
-Gövde pişkin ve düzgün, gözler iyi teşekkül etmiş olmalıdır.
-Aşı yeri kapanmış, kökleri bol saçak köklü olmalı ve bu saçak
kökler dağılmış bulunmalıdır.
-Gövde ve kökler yaralı, bereli olmamalıdır.
-Hastalık ve zararlılardan arındırılmış olmalıdır.
Dikim Zamanı
-Kış soğuklarının fazla olmadığı yerlerde sonbahar dikimi
yapılmalıdır. Çünkü;
a)Toprak ve iklim dikime daha uygundur.
b)Kış yağışlarından istifade edip, tutma oranı yüksektir.
c)Erken gelişme
sağlanır.
-Mevsim uygun değil, soğuklar fazla ise ilkbahar dikimi
yapılmalıdır.
Fidanın Dikilmesi
-Fidan dikilecek çukurlar, sonbaharda yağışlardan önce açılmalı
ve havalanması sağlanmalıdır.
-Çukurlar 60 cm. genişliğinde ve 60 cm. derinliğinde olmalıdır.
-Çukurlar
açılmadan önce toprak işlenir. Toprak hazırlığı bittikten sonra
dikim şekline göre işaretlenir ve işaret yerlerine çakılan
kazıkların yerlerinde kalmasına dikkat edilir.
-Dikilecek fidanların çukurları açılırken üstten çıkan toprak
bir tarafa, alttan çıkan başka bir tarafa yığılarak birbirine
karışmaması sağlanır.
-Dikim yapılmadan önce fidanlara mutlaka dikim budaması
yapılmalıdır.
-Dikim budaması, kök ve sürgün budaması şeklinde uygulanır.
-Kök budamasında köklerdeki yara yerleri beyaz ve sağlam dokular
meydana çıkıncaya kadar kesilir. Çürük, kırık, bereli yerler
ayıklanır. Bir biri üzerine binmiş kökler temizlenir.
-Sürgün budamasında gövde üzerindeki yan dalların tümü dipten
kesilir. Fidanın durumuna göre de 80-120 cm. den çoban sopası
gibi meyilli olarak kesilir.
-Dikim için ilk olarak fidanın dikileceği yerin 15 cm. kadar
uzağına ve çukurun işlenmemiş olan toprak kısmına sonradan
fidana destek olacak bir herek dikilir.
-Dikim esnasında dikim tahtası kullanılmalıdır.
-Herek
dikildikten sonra çukurun dibine (çukurun üst yüzünden alınmış
toprağa 1/3 oranında yanmış çiftlik gübresi karıştırılarak
hazırlanan) harçla bir tümsek yapılır. Fidan bu tümsek üzerine
yerleştirilir. Üzerine çukurun üst kısmına ait olan gübreli
toprak konur. Toprak iyice kökler arasına sıkıştırılır. Çukurun
dibinden çıkan diğer toprakla da çukur tama mıyla
doldurulur ve bu esnada ayakla hafifçe bastırılır. Dikim tahtası
kaldırılıp, fidanın etrafında bir sulama çanağı teşkil edilir.
Dikimden hemen sonra bolca can suyu verilir. Çanağın üzerine
taze gübre serilerek toprakla kapatılır ve bu suretle kuruması
önlenmiş olur.
Dikimde dikkat edilecek en önemli husus;
Aşı yerinin toprak hizasından 2-3 parmak yukarıda bulunacak
şekilde dikim yapılmasıdır.
KAYISI
BAHÇESİ BAKIMI
Meyvecilikte devamlı ve kaliteli mahsul alınabilmesi için bahçe
bakımlarının tekniğine uygun olarak yapılması gerekir. Kayısı
ağacı, yaz aylarında gelecek yılın tomurcuklarını teşekkül
ettirmeye başlar. Normal bakım işlerinin yapılmaması, bir
sonraki yılın ürününüolumsuz etkilemektedir. Bu nedenle şartlar
ne olursa olsun ağacın sağlığı, bahçenin ömrünün uzun, ürünün
bol,kaliteli ve sürekli olması için tüm bakım işlemleri
tekniğine uygun olarak tam ve zamanında yapılmalıdır.
Toprak İşleme
-Sonbaharda yaprak dökümünden sonra bahçe yüzeysel olarak
kültüvatör veya küçük bahçe pulluğu ile sürülür.Sürüm imkanı
yoksa bel ile işlenir.
-İlkbaharda
meyveler fındık büyüklüğüne geldiğinde ve yabancı otların
çoğunluğunun çıktığı,yağışların bol olduğu dönemde (Mayıs) sıra
araları yine aynı şekilde sürülür ve sulama çanakları ile
karıklar hazırlanır.
-Toprak işleme zamanı çok önemli olup,erken toprak işlenmesi
yani tam çiçeklenme dönemi sürüm yapılması çiçek ve meyve
dökülmesine neden olur.
-Toprak işlenirken ağacın gövdesine ve köklerine zarar
verilmemesi için sürüm yüzeysel yapılmalıdır.
-İlkbaharda toprak işlemesi mutlaka, muhtemel don tarihlerinden
sonra yapılmalıdır. Çünkü toprak işlemesi yapılmış bahçelerde
don zararı, işlenmemiş bahçelerdeki zararaoranla daha fazla
olmaktadır.
Budama
-Çoban sopası haline getirilerek (Tepesi 110-120 cm.
yükseklikten vurulmuş olarak) dikilen fidanlar,Haziran-Temmuz
aylarında 4-5 sürgün bırakılıp diğer sürgünler dipten kesilir.
-İlk dal toprak seviyesinden 50-60 cm. yükseklikte
bırakılmalı,bırakılan dallar ayrı yönlerde,geniş açılı ve
birbirinden 15-20 cm. mesafede bulunmalıdır.
-Hasat,mücadele ve bakım işlerinin kolay olması için ağaç mümkün
olduğu kadar alçaktan taçlandırılmalıdır.Yüksek taçlı kayısı
ağaçları güneş yanıklığına maruz kalmaktadır.
-Sis ve saoğuk havanın toplandığı taban arazilerde,dereve çay
kenarlarında tesis edilecek bahçeler yüksek (70-80 cm)
taçlandırılmalıdır.
-İlk 2-3 yılda şekil budaması yapılarak şeklini almış ağaçlarda
ilerleyen yıllarda budama pek fazla yapılmaz.
-Şiddetli budamalarda ağaç zamk çıkarır ve gelişemez.Bu yüzden
sonbaharda ilaçlama öncesi yapraklar dökülmeden önce kuru
dalların ve üst üste gelen gereksiz dalların ayıklanması en
uygun budama şeklidir.
-Budamadan sonra yara yerleri mutlaka aşı macunu ile
kapatılmalıdır.Budama yapılırken tırnak bırakmadan dipten
kesmeye dikkat edilmelidir.
Sulama
-Toprak yapısına,yağış durumuna göre değişmekle beraber yaz
içerisinde Malatya bölgesinde 3-5 defa sulama yapılmalıdır.Bu
sulamaların zamanları;
-
Birinci sulama çağala devresinde,
-
İkinci sulama hasattan 15 gün önce,
-
Üçüncü sulama hasattan hemen sonra,
-
Dördüncü sulama Ağustos ayında,
-
Beşinci sulama Eylül ayında yapılmalıdır.
-Ağacın sağlığı için suyun ağaç gövdesine değmemesine dikkat
edilmelidir.
-Sulama sabahın erken saatlerinde veya akşam,gece yapılmalıdır.
-Suyun dengesiz verilmesi meyvelerde çatlamalara,dökülmelere ve
kalite bozukluğuna yol açar.Ağır topraklarda suyun
göllenip,zamklaşma ve kök çürüklüğü gibi hastalıklara yo
açmaması için sulama suyunun kontrollü verilmesi gereklidir.
-Ağacın kök boğazı çevresine 50 cm kadar yarıçaplı küçük bir
çanak,ağaç tacı izdüşümü genişliğinde ikinci bir çanak açılır ve
su bu iki çanağın arasına verilir.
Gübreleme
-En uygun gübreleme toprak ve yaprak analizi sonucu elde edilen
bilgilere göre yapılan gübrelemedir.Bu nedenle 2-3 yılda bir
toprak tahlili yapılmalıdır.
-2-3 yılda bir sonbahardadekara 2-3 ton yanmış çiftlik gübresi
(Hayvan Gübresi) verilmelidir. Çünkü hayvan gübresi toprağın
havalanmasını,su tutmasını ve topraktaki küçük canlıların
faaliyetlerini olumlu yönde etkiler ve toprağın verimliliğini
artırır. Gübrenin yanmış olması özellikle gereklidir. Gübre
verildikten sonra toprağa karıştırılmalıdır.
-Ticari gübre kullanımı da yine analiz sonucuna göre eksik bitki
besin maddelerinin karşılanması amacıyla yapılmalıdır.
-Azotlu gübre kullanımında kullanılacak gübre miktarının yarısı
Şubat-Mart aylarında,diğer yarısı da Mayıs-Haziran aylarında
verilmeli,kullanılan gübre tırmık veya çapa ile toprağa hafifçe
karıştırılmalıdır.
-Fosforlu gübreler erken ilkbahar veya sonbaharda verilmeli,ağaç
taç izdüşümündeki daire çevresine 15-20 cm. derinlikte ve 15-20
cm. genişliğinde açılacak hendeğe verilmeli ve üzeri
kapatılmalıdır.
Malatya’da En Çok Yetiştirilen Bazı Kayısı Çeşitleri ve
Özellikleri
Malatya’da üretilen kayısı çeşitlerinin başında
Hacıhaliloğlu çeşidi gelir. Malatya’da üretilen kayısının %
90’ına yakını bu çeşitten yapılmaktadır. Son yıllarda Kabaaşı,
Soğancı çeşitlerinin de yaygınlaştığı görülmektedir.
Ayrıca Hasanbey, Çöloğlu, Çataloğlu, Şekerpare, Yeğen,
Hacıkız, Paşamişmişi ve Turfanda diğer önemli Malatya
kayısılarındandır. Bu çeşitlerden Hacıhaliloğlu, Kabaaşı,
Soğancı ve Çataloğlu kurutmalığa elverişli, diğerleri ise
sofralık çeşitlerdir. Kurutmalık çeşitleri diğerlerinden ayıran
en önemli özellik, kuru madde oranlarının yüksek oluşudur. Bu
çeşitlerde kurumadde oranı % 24-30 arasında değişmektedir.
Diğerlerinde bu oran genellikle % 18-20’ye çıkmaktadır.
Kurutmalık çeşitlerden Hacıhaliloğlu, Soğancı, Çataloğlu
ve Kabaaşı orta irilikte meyve oluşturmaktadır.
Kayısı çekirdeği kabuk ve içten meydana gelmiştir. Meyve
ağırlığının % 12’sini oluşturur. Çekirdek içi bileşim olarak
Glikozit, Amigdalin, Nişasta, Yağ ve benzeri maddelerden meydana
gelmiştir. Acı çekirdek ilaç ve kozmetik sanayiinde; tatlı
çekirdek ise gıda sanayiinde kullanılmaktadır. Çekirdek içi
(tohum) alındıktan sonra, geriye kalan kabuk yakacak olarak
kullanılmaktadır.
Kayısının Besin Değeri ve İnsan Sağlığına Yararları
Kayısı ihtiva organik ve anorganik maddeler vasıtasıyla
insan sağlığına olumlu etkilere sahip bir meyvedir. Kayısı
yüksek miktarda şeker, nişasta, protein, pektin, pektoz selüloz,
organik maddeler, vitamin A.B.B2, C,E,P, PP, Folik asit, az
miktarda K20, C03, P205, CO, daha az miktarda Na20, Ca0, mg0,
Fe03, C1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve Cu
içermektedir. Kayısı minerallerden potasyum ve vitaminlerden B
karoten yönünden çok zengindir. Vitamin A vücudu ve organları
saran epitel doku ve gözün sağlığı, kemiklerin ve dişlerin
gelişimi ile sağlığı, kemiklerin ve dişlerin gelişimi ile
sağlığı, endokrin bezlerinin çalışması için elzemdir. 200-250
gram kayısı diyeti yeteri kadar yağ içeriyorsa günlük vitamin A
tüketiminin 1/3’ünü karşılayabilir. Ayrıca kayısının sodyumca
fakir, potasyumca zengin oluşu bazı özel diyetlerin
düzenlenmesinde yardımcı olabilir. Sodyum ve potasyum vücut
sıvılarının kozmatik basıncı ve asit baz dengesi için
gereklidir. Vücutta sodyum birikimi ödemlere yolaçar. Potasyum
yetersizliğinde glikojen yetersizliği görülür. Kayısı Sodyumun
kısıtlanmış diyetlerde mesela konjestif kalp yetmezliğinde,
böbrek hastalıklarında, asit toplanması gereken hepatit sirozda
ve uzun süre kartikosteroit tedavi gören kişilerde kolaylıkla
kullanılabilir.
Kayısıdan
elde edilen ürünler
-
Minimal işlenmiş kayısı
-
Dondurulmuş kayısı
-
Kayısı konservesi, pulpu ve nektarı
-
Kayısı meşrubatları, kayısı pulp konsantresi
-
Kayısı jöle, reçel, marmelatı ve kreması
-
Yeşil kayısı turşusu ve kayısı pestili
-
Toz ve kuru kayısı (çir, gün kurusu ve patik)
-
Kıyılmış ve doğranmış kuru kayısı ürünleri
-
Ekstruzyon kayısı mamulatı ve kayısı şekerlemeleri
-
Kayısı ekstraktı ve esansı
-
Kayısı pasta, kek, dondurma ve gofret türü mamulatı
Kayısı Hasadı, Kurutulması ve Pazarlaması
1. Hasat: Kayısı ağaçlarında en uygun hasat elle toplama
şeklinde olup, meyvelerin zarar görmemesi ve bir olgunlukta
toplanmasını sağlar.
Silkeleyerek hasatta, ağaç altına branda serilse bile
meyvelerin zedelenmesini ve aynı olgunlukta toplanması
sağlanamaz. Çırparak hasatta yukarıda anılan zarara ilaveten
dalların ve meyve gözlerinin büyük ölçüde zarar görmesine yol
açar. Son zamanlarda yurt dışından ithal edilerek Malatya’da
geliştirilen örümcek ağı görünümünde olan brandaya silkelemek
suretiyle meyvelerin zarar görmesinin önlenmesi yanında işgücü
ve zaman tasarrufu da sağlanmıştır.
2. Kurutma: Kuruma süresini kısaltmak, tabii rengi
korumak, böceklenmeyi önlemek ve muhafaza süresini artırmak
gayesiyle yapılan kükürtleyerek kurutma, toplam üretimin %
80’inden daha fazlasını oluşturmaktadır. Doğrudan toprağa,
betona ve bez sergilere serilerek tabii olarak kurutulan
ürünler, toplam üretimin yaklaşık % 10’unu oluşturmaktadır.
3. Pazarlama: Malatya nüfusunun % 60’ının geçim kaynağını
oluşturan kayısının % 95’i ihraç edilmekte olup, bu ülkelerin
başında ABD ile Avrupa başta gelmektedir. Dünyada üretilen kuru
kayısının % 65-80’ini Malatya kayısısı teşkil eder.
Kayısıcılığın Problemleri ve Islah Çalışmaları
Malatya kayısıcılığındaki sorunlar; Kültürel uygulamalar,
teknolojik imkanlar, muhafaza, pazarlama, nakliye ve ihracat
alanında görülmektedir.
Yetiştiricilikte en önemli problem ilkbahar geç donlarıdır.
Konunun en kesin çözümü yapılacak ıslah çalışmalarıyla dona
dayanıklı çeşitlerin elde edilmesi olacaktır. Ayrıca kaliteli ve
bol meyve elde etmek için sulama, gübreleme vb. kültürel
uygulamalara azami dikkat edilmesi gerekir.
Teknolojik problemler ise hasar sırasında meydana gelen
zedelenmeler, kükürtleme işleminin kontrolsüz şartlarda
yapılması sebebiyle standardizasyonun sağlanmaması sayılabilir.
Bunun için kükürtleme ve kurutma tekniklerinin geliştirilmesi
gerekir. Kayısıların muhafazası, tasnifi, ilenmesi,
ambalajlanması, taşınması ve ihracatında da çok düzensizlikler
bulunmaktadır. Standardizasyona gerekli önemin verilmesinin yanı
sıra reklam geliştirme faaliyetleri ile kuru kayısı
ihracatındaki dar boğazlar aşılabilecektir.
MALATYA TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ’NCE KAYISININ PAZARLAMA SORUNLARI
KONUSUNDA YAPILAN ÇALIŞMALAR
2002 Yılında yapılan çalışmalarla kayısının yaş
olarak pazarlanması, pazarlamadaki sorunlara büyük ölçüde çözüm
olmuş, İhracatçı Firmalarla olan diyaloglarla 2003 yılında daha
fazla miktarda yaş kayısının pazarlanmasıyla bu sorunun büyük
ölçüde giderilmesi cihetine gidilmektedir.
Kuru kayısı ihracatında yaşanan en büyük problem ise
kayısıdaki kükürt oranının yüksekliği olup, bu konuda 2003
yılında yapılması programlanan çalışmalar şunlardır;
-
Doğru Kükürtleme konusunda yayım çalışmaları,
-
Broşür – Afiş - Liflet hazırlanması ve üretim sezonundan
önce çiftçilere dağıtımının sağlanması,
-
Eğitici TV programlarının düzenlenmesi,
-
Kükürtleme konusunda Panel düzenlenmesi,
-
Pilot bölgeler belirlenerek, ihracatçılarında katılacağı
üretici toplantıları düzenlenmesi,
-
AB normlarına uygun, düşük kükürtlü kuru kayısıların
alıcılar tarafından tercih edileceğinin ve daha yüksek
fiyatla alınacağının ihracatçı firmalarla beraber
hazırlanacak deklarasyonlarla ilan edilmesi.
Daha fazla
bilgi için Malatya İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine müracaat
ediniz...
Telefon : (422) 323
5155 - (422) 323 33 77
|